ABD ve İran heyetleri, Orta Doğu’daki gerilimi düşürmek ve kırılgan bir ateşkes zeminini kalıcı bir anlaşmaya dönüştürmek amacıyla Pakistan’ın başkenti İslamabad’da kritik bir müzakere sürecine girdi. 11 Nisan 2026 tarihinde başlayan görüşmeler, iki ülke arasındaki diplomatik kopukluğun ardından doğrudan temasların kurulduğu nadir anlardan biri olarak kaydediliyor.
Sürecin başlangıcı, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in her iki heyetle ayrı ayrı gerçekleştirdiği görüşmelerle başladı. İlk aşamada Pakistanlı arabulucular aracılığıyla dolaylı olarak yürütülen müzakereler, kısa süre içinde Pakistan’ın da katıldığı üçlü doğrudan görüşmelere evrildi. Ancak masadaki atmosfer, tarafların karşılıklı güvensizliği ve sahada devam eden askeri hareketlilik nedeniyle oldukça gergin seyrediyor.
İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderlik ederken, ABD tarafını Başkan Yardımcısı JD Vance temsil ediyor. Görüşmelerin temel odak noktası, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’a yönelik saldırıların durdurulması üzerine kurulan geçici ateşkesin kapsamının genişletilmesi.
Kaynak, Reuters
Diplomatik Savaş ve Sembolik Gerilimler
İslamabad’daki görüşmeler sadece kapalı kapılar ardında değil, aynı zamanda kamuoyu önünde yürütülen sert bir psikolojik savaşla paralel ilerliyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İslamabad’a getirdiği uçaktaki koltukların, ABD’nin düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybeden çocukların yanmış okul çantaları ve fotoğraflarıyla doldurulduğunu gösteren görüntüler paylaşarak insani trajediye dikkat çekti.
Kalibaf, müzakerecilerin iyi niyetli olduğunu ancak ABD’ye karşı derin bir güvensizlik duyduklarını açıkça ifade etti. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, görüşmelerin başladığı saatlerde kendi sosyal medya platformu üzerinden İran’ın denize mayın döşediğini öne sürerek, Hürmüz Boğazı’nı temizlemeye başladıklarını duyurdu. Bu açıklama, diplomatik çabaların hemen yanında askeri bir gövde gösterisinin devam ettiğini kanıtlar nitelikte.
ABD heyetinde yer alan JD Vance’in daha önceki uyarıları da dikkat çekici. Vance, İran’ın müzakereleri bir oyalama taktiği olarak kullanması durumunda Washington’ın buna tolerans göstermeyeceğini belirtmişti. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ise Vance’i karşıladığı sırada ABD’nin küresel barışa olan taahhüdünü öven bir dil kullandı.
Kaynak, Jacquelyn Martin – Pool/Getty Images
Hürmüz Boğazı’ndaki Belirsizlik ve Askeri Hareketlilik
Diplomasi trafiği sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri varlıklar müzakerelerin gidişatını etkileyen en kritik değişkenlerden biri haline geldi. Axios tarafından aktarılan ve bazı ABD’li yetkililerce desteklenen bilgilere göre, 11 Nisan Cumartesi günü bazı ABD donanma gemilerinin boğazdan geçtiği iddia edildi. Bu durum, savaşın başlangıcından bu yana ilk kez bir ABD savaş gemisinin bölgeden geçtiği anlamına geliyor ve ticari gemiler için güven ortamı yaratma amacı taşıyor.
Ancak bu iddialar İran tarafından kesin bir dille reddedildi. İran televizyonu, ABD gemilerinin geçişine dair haberleri yalanlarken, deniz trafiği verileri farklı bir tablo çiziyor. Marine Traffic ve Whistlefinder verileri, USS Michael Murphy adlı ABD savaş gemisinin Dubai’deki Cebel Ali limanından ayrıldığını ve Hürmüz Boğazı’nın batı kısmına ulaştığını gösteriyor. Gemi için belirtilen varış noktasının Singapur olduğu kaydedildi.
Hürmüz Boğazı’ndaki bu “sessiz” hareketlilik, aslında tarafların birbirine karşı kullandığı birer koz. ABD, bölgedeki hakimiyetini hatırlatırken; İran, boğazın kontrolü ve mayın iddiaları üzerinden pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.
Tahran’ın ‘Kırmızı Çizgileri’ ve 10 Maddelik Talep Listesi
İran devlet kanalı IRINN, İslamabad’dan yaptığı yayınlarda müzakerelerin her an iptal edilebileceği uyarısında bulundu. Tahran, kendi “çıkarlarına ve kırmızı çizgilerine” saygı gösterilmeyen bir sürecin başarıyla sonuçlanamayacağını, hatta böyle bir durumdan çekilmenin “kararlı diplomasi” adına bir başarı olarak görülebileceğini savunuyor.

Sızan bilgilere göre İran’ın ABD’ye sunduğu talepler 10 ana madde etrafında toplanıyor. Bu maddelerin başında şunlar yer alıyor:
- Bölgedeki savaşın tamamen ve kalıcı olarak durdurulması.
- İran’a yönelik tüm ekonomik ve siyasi yaptırımların kaldırılması.
- ABD tarafından dondurulan İran fonlarının ve varlıklarının koşulsuz serbest bırakılması.
- Savaş nedeniyle oluşan yıkımlar için yeniden inşa maliyetlerinin tazmin edilmesi.
Bu talepler, basit bir ateşkesin ötesinde, İran’ın ekonomik ve siyasi olarak yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak kapsamlı bir paket niteliğinde. ABD’nin bu maddelerin ne kadarını kabul edeceği, İslamabad görüşmelerinin kaderini belirleyecek.
Kaynak, Jacquelyn Martin – Pool/Getty Images
Kritik Düğüm Noktası: Lübnan ve ‘Paket Ateşkes’ Modeli
Görüşmelerin en tartışmalı başlıklarından biri Lübnan’ın statüsü. Pakistan hükümeti, bölgesel barışın sağlanması için “paket bir ateşkes” modelini savunuyor. Pakistan Planlama ve Kalkınma Bakanı Ahsan İkbal, Lübnan’ın da bu anlaşmaya dahil edilmesi gerektiğini, aksi takdirde parçalı bir barışın kalıcı olmayacağını belirtti.
Ancak bu noktada ABD ve İsrail’in yaklaşımı farklılık gösteriyor. Her iki taraf da Lübnan’ın mevcut anlaşmanın bir parçası olmadığını savunurken, İsrail özellikle Hizbullah’ın ateşkes görüşmelerine dahil edilmeyeceğini vurguladı. Buna rağmen, 14 Nisan Salı günü Washington DC’de İsrailli ve Lübnanlı yetkililerin bir araya gelmesi bekleniyor.
| Tarih | Olay / Beklenti | Katılımcılar |
|---|---|---|
| 11 Nisan 2026 | Doğrudan Müzakerelerin Başlaması | ABD, İran, Pakistan |
| 11 Nisan (Gün Boyu) | Hürmüz Boğazı’nda Gemi Hareketliliği | ABD Donanması |
| 14 Nisan 2026 | Washington DC Görüşmeleri | İsrail, Lübnan |
İran ve ABD heyetleri İslamabad’da buluşmuş olsa da, gerçek bir çözümün sadece iki ülke arasındaki anlaşmayla değil, Lübnan ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin de dahil olduğu geniş kapsamlı bir mutabakatla mümkün olacağı görülüyor. Pakistan’ın arabuluculuğu, bu karmaşık denklemi çözmek için kritik bir köprü görevi görüyor.
Sürecin bir sonraki kritik durağı, 14 Nisan’da Washington DC’de gerçekleşecek olan İsrail-Lübnan görüşmeleri olacak. Bu görüşmelerden çıkacak sonuçlar, İslamabad’da yürütülen müzakerelerin nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek temel faktörlerden biri olacak.
Sizce bu diplomatik girişimler Orta Doğu’da kalıcı bir barış getirebilir mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın ve gelişmeleri takip etmek için bizi izlemeye devam edin.
